12 Haziran 2011 Pazar

TREND DEĞİL KENDİN OL!

Kısa bir aradan sonra yeniden yazmaya başladım. Bir farkla... Başlıktan anlaşıldığı üzere moda demiyeceğim ama doğru stil üzerine düşüncelerimi bu sayfada paylaşmak istiyorum. Moda denilen kavram yaşadığımız dünyada, bireyi tahminimizden fazla etkiliyor. Her an görsel uyaranların etkisindeyiz. Çılgınca bir güzel olma telaşı almış başını gidiyor. Buna diyecek bir sözüm yok elbette, herkes güzel görünmek isteyebilir. İtirazım olan nokta, üzerine giydikleriyle bir şey olmaya çalışanlar veya olduğunu sananlar için. Markanın ve yasıttığı algının insanın kendi eksikliklerini kapatan bir yanı var sanırım. Onun içindir ki kocaman kocaman yazılar pahalı ürünlerin üzerine basılır, sergilenir. Ne demek ister bize bu ürün ya da bu ürünü kullanan? Sadece parasal, sınıfsal bir ayrımın göstergesi daha çok. Onun içindir ki bir ürünü çok beğensem bile üzerinde büyük harflerle markası yazıyorsa almaktan kaçınırım, böyle bir gösterinin parçası olmak istemediğimden ötürü.

Doğru stil ne demek? Kısaca kendin olmak... Kaldırımda gördüğün fotokopi makinasından çıkmş gibi yürüyenlerin arasından sıyrılmak sanırım.

Konuyu sadece giydiklerimiz üzerinden okursak yanılırız. Her insanın bir duruşu, hayat algısı ve düşünce yapısı var. Buna ilaveten ten rengi, saç rengi; sosyal ve iş yaşantısındaki pozisyonu vb durumları da. Hepsine bir bütün olarak baktığımızda bile bir kimse diğer bir başkası için en doğruyu söyleyemez. Bu konuda herkes kendi doğrularını zaman içinde kendisi bulmalıdır.Rüküş ya da pejmurde görünmeyelim yeter.

Giysilerimizin markası değil onu nasıl taşıdığımız, bizimle bütünleşip bütünleşmediği önemli diyerek stil üzerine başlangıç yazımı noktalıyorum.


Güzel günler dileğimle...

10 yorum:

deeptone dedi ki...

aa çok sevindim. son günlerde ben de bunu yazdım. kendin ol, stilin olsun. aynı şeyi yazmışız.

Kim dedi ki...

Birilerine benzemeye çalışan insanlar görüyorum caddelerde. Bir şey olmaya çalışıyorlar ama olmaya çalıştıkları kendileri değil sanki. o kadar belli ki... çünkü birbirlerine benziyorlar ve emanet duroyor giyinmeye çalıştıkları kimlik. Dış görünüşle statü sağlamak anlamsız. Ulaşılmak istenilen yerse maalesef pahalı bir markanın canlı mankeni olmaktan öteye gitmiyor bence.

Yanlış anlaşılmasın söylediklerim. Bir kadın veya bir erkek şık giyinebilir, marka da giyebilir (tasarımını beğenmiştir alır kime ne? öyle değil mi?)sorun yok. önemli olan kimlikle bütünleşmesi... Bir de özgün olabilmek her zaman.

deeptone dedi ki...

stilimiz olmalı di mi. senin olduğu, açık.

Kim dedi ki...

Kesinlikle:))

Giyindiğim zaman kendi tarzımı yansıtmayı severim. Ama modanın kölesi değilimdir. Herkesin üzerini giydiyi şeylerden köşe bucak kaçarım :)
Ruh halime göre giyinirim. Eğer canım sıkkınsa mümkün değil o gün fuşya falan giyemem. Çoğunlukla siyah...

Biraz da yeni postlara kalsın Deep izninle :))

deeptone dedi ki...

piki.
:)

Kim dedi ki...

çok centilmensin, daha önce söyleyen olmuştur muhakkak.
:))

deeptone dedi ki...

önem verdiklerime. yalancı ve oyuncuları tek sözcükle elerim hemen.

Kim dedi ki...

Samimiyet cehannemi cenet eylermiş :)

İçten söylenen bir söz ya da içten gösterilen bir tavır sahibinin yüreğini yakalar hemencecik, ısınır insan bir anda. Her hangi bedeli yoktur içtenliğin. Karşılıksız sunulur.Ne güzel!

deeptone dedi ki...

şimdiye dek yaklaşık 150-200 blog okudum. düzenli izledim. ama 70'e indirdim. önem verdiklerim ise çok az. çeşitli yönlerden sevdiklerim var. içten bulduğum ise az.

şöyle bişi var. ben iyi olduğum için bana iyi davrananlar var. halbuki, olduğu gibi kabul etmek önemli.

bir de blogumu pazarlıkla okuyanlar. örneğin, okuyorlar beni. sevdiğini sölüyorlar. ardından, onları okumamı istiyorlar. halbuki ben zaten dikkatliyim. istersem okurum.

yaklaşık bir 10 kişi var. çeşitli nedenlerle sevip saygı duyduğum.

sende birşey var. tam bana oturan. sadece blog yazarı olarak görmüyorum seni. seni görebiliyorum az çok.

sevdiğim blogçular, kendilerini birer blog olarak görmediklerim.

bir de, bloglarda yazdıkları ile büyük olasılıkla gerçek yaşamda yaşadıkları farklı olanlar var. hiç kimseyi tanımasam da, sezgilerim, algılarım temiz ve yüksek.

sahteliği çabuk farkediyorum. içtenlik evet çok önemli.

seni ciddiye alıyorum çok.
umarım daha çok yazarsın zamanla ve kaybolmazsın ve zamanla daha yakın tanırız birbirimizi.

Kim dedi ki...

Umarım Deep. Kendi halinde biriyim işte. Bazen kafası karışık, hayatını şeffaflık ve samimiyet üzerine kurmuş sonra da bunların bünyedeki yıkıcılığını şaşkınlıkla öğrenmiş biri. kendini anlamaya çabaladığı kadar karşındakini de anlamaya çalışan,çok soru soran sonra da deli gibi cevaplarını arayan, bilmediği konulara bir puzzle gibi yaklaşıp parçaları tamamlamaya çalışan biri.

ayakkabı,takı, parfüm üçlüsü bir de...
büyüyorum işte...
sevgiler...